TARİH-JEOPOLİTİK VE DİPLOMASİ EKSENİNDE MOLDOVA

T.C. Kişinev Büyükelçiliği-Moldova

Kişinev — Bender — Tiraspol — Komrat  |  Saha İzlenimleri

Moldova, yüzölçümü küçük fakat jeopolitik ağırlığı hafife alınamayacak Doğu Avrupa ülkesi olarak, Ukrayna, Romanya arasında, Rusya’nın etki alanı ile Avrupa Birliği’nin genişleme sınırının tam kesişiminde.  Denize kıyısı olmayan ülke, bugün Brüksel’e uzanan aday ülke kimliği ile Sovyet mirasının ağır izlerini aynı anda taşıyor. Kişinev’in sakin caddeleri, Bender’in Osmanlı surları, Tiraspol’ün donmuş zamanı, Komrat’ın Türkçe konuşan sokakları; aynı küçük ülkenin dört farklı yüzünü, dört farklı diplomatik gerçekliğini ortaya koyuyor. Nitekim ülkeye giriş yapan bir ziyaretçinin sınır kapısında karşılaştığı sıkı kontroller, detaylı sorgulamalar, tek başına, Moldova’nın içinde bulunduğu jeopolitik pozisyonunun ilk elden göstergesi; bu tutumun arkasında AB adaylık sürecinin getirdiği güvenlik refleksleri,  Transdinyester ile Gagavuzya’daki iç siyasi hassasiyetler yatıyor. Moldova seyehatimiz sonrası tarihî derinliği, güncel siyasi refleksleri ve Türkiye ile kurulan bağların güncel seyrini değerlendirdik. Faydalı olması ümidi ile… 

Fevzi Akargül / İstanbul 

“Bender surlarında yürürken, Kanuni’nin fethi ile Mimar Sinan’ın mühendislik dehası aynı taşlarda buluşuyor.”


“Gagavuz Türkleri, otuz yıl önce Süleyman Demirel’in sağladığı barışın mirasını bugün yeniden sınanıyor.”

BOĞDAN’DAN BAĞIMSIZLIĞA: MOLDOVA’NIN KISA TARİHİVE TÜRKiYE İLE BAĞLARIN KÖKENİ

Bugünkü Moldova topraklarının büyük bölümü, tarihte Boğdan Voyvodalığı’nın parçasıydır. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman döneminde kesin biçimde Osmanlı hâkimiyeti ile İki yüzyılı aşkın Osmanlı’nın kuzey sınırını oluşturan bölge, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından imzalanan Bükreş Antlaşması ile Rus Çarlığı’na bırakıldı ve “Besarabya” adıyla Rus guberniyasına dönüştü; merkezi bugünkü başkent Kişinev’di. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından kısa süre Romanya’ya bağlanan bölge, 1940’ta Sovyetler Birliği’nin parçası hâline geldi ve nihayet 27 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Türkiye,  bağımsızlığı tanıyan ilk ülkeler arasında, iki ülke kısa sürede karşılıklı büyükelçilikler açarak siyasi temsili kurumsallaştırdı. Aradan geçen otuz beş yılda ilişkiler, salt diplomatik nezaketin ötesine geçerek ticaret, savunma sanayii, kültürel iş birliği alanlarında somutlaştırıldı. Bu tarihsel arka plan, bugün Moldova topraklarında hâlâ okunabilen Osmanlı izlerinin, Türkiye’nin bölgeye duyduğu tarihsel ilginin temelini oluşturuyor.



BUGÜNÜN KİŞİNEV’İ: SAKİN BİR BAŞKENTTE OSMANLI’NIN SESSİZ İZLERİ

Kişinev, ilk bakışta Sovyet mimarisinin ağırlığını taşıyan, ancak yeşil parkları, düzenli-temiz caddeleriyle şaşırtıcı derecede huzurlu başkent izlenimi veriyor; düz coğrafyanın yanısıra, kentin insan ölçeğinde tasarlanmış durumda. Şehrin Ulusal Tarih Müzesi’nde sergilenen Osmanlı otağı, yeniçeri giysileri, fesler ve tuğlar, ziyaretçiye, bölgenin Osmanlı dönemiyle kurduğu bağı  hatırlatırken,  Rus, İngiliz ve Fransız eserleri de Moldova’nın tarih boyunca kaç farklı büyük gücün etki alanında kaldığını gösteriyor bizlere. Kent merkezindeki Zafer Takı ise 1830’da, Osmanlı-Rus savaşında ele geçirilen toplardan dökülen çanın anısına dikilmiş, bölgenin çok katmanlı belleğinin  simgesi; hemen yakınındaki Metropolitan Katedrali’nde gözlemlediğimiz yoğun-içten ibadetler, Ortodoks kimliğin gündelik hayattaki canlılığını yansıtıyor. Türkiye’den TİKA’nın belediyeyle iş birliğiyle hayata geçirdiği kültür yolu projesi, bugün Kişinev’in merkezinde somut ve görünür izler bırakıyor. Özellikle parlar gibi merkezi alanlarda bir araya gelen vatandaşların sürdürdüğü aktif iletişim kentin gündelik yaşamındaki sosyal dokunun canlı kaldığını gösteriyor. Diplomatik düzeyde ise Türkiye Büyükelçiliği’nin varlığı, iki ülke arasındaki düzenli temaslar, tarihsel mirasın güncel bir siyasi-ticari ilişkiye dönüştüğünün göstergesi.




Bender Kalesi-Bender / 2026

KANUNi’NiN SON SINIR KALESi: BENDER VE MiMAR SiNAN’IN İZLERİ

Kişinev’den yaklaşık iki saatlik yolculukla ulaşılan Bender, Osmanlı Devleti’nin kuzeydeki son sınır kalesi. 1538’de Kanuni Sultan Süleyman’ın Boğdan Voyvodası Petru Rareş’i mağlup etmesinin ardından Osmanlı idaresine geçen kale için dönemin kaynakları, tahkimatının bizzat Mimar Sinan tarafından tasarlandığını aktarıyor; Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde kaleyi “her taşı fil gövdesi kadar” büyük surlarla tarif etmesi, mühendislik mirasının o dönemde bile hayranlık uyandırdığını gösteriyor. Kalenin heybetli İstanbul Kapısı’ndan geçilerek ulaşılan surlar boyunca, bir dönem padişah adına inşa edildiği düşünülen cami ile ona bitişik Türk hamamının kalıntıları ve bugün “Yeniçeri Kulesi” adıyla düzenlenmiş, zindanlarıyla birlikte ziyarete açık burçlar yer alıyor. Bender’in tarihi, 1770’te Rus kuşatmasından, 1774’te Küçük Kaynarca ve 1792’de Yaş antlaşmalarıyla geçici olarak geri alınmasına, nihayet 1812’de Bükreş Antlaşması’yla kesin olarak Osmanlı’nın elinden çıkmasına uzanan çalkantılı sınır mücadelesini özetliyor. Bugün müzeye dönüşen kale, Osmanlı’nın Avrupa’daki en kuzey sınır noktası olması sebebi ile başta Rusya’ya karşı ciddi jeopolitik öneme sahip.



SÜLEYMAN DEMİREL MİRASI: KOMRAT VE GAGAVUZ TÜRKLERİNİN BUGÜNÜ

Bender’den birkaç saatlik güzergâhla ulaşılan Komrat, Türkçeye yakın dil konuşan, Ortodoks Hristiyan Gagavuz Türklerinin özerk bölgesi. 1990’ların ortasında Moldova hükümeti ile Gagavuzlar arasında tırmanan gerilim, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in arabuluculuğuyla 1994’te kansız biçimde çözülerek bölge özel hukuki statüye kavuştu; Gagavuz halkının Demirel’i bugün hâlâ “Süleyman Baba”  olarak anması, Sn. Demirel’in talimatı ile  bölgeye yapılan altyapı ve temiz su projeleri, Komrat Devlet Üniversitesinin kuruluşu, Türkçe eğitimin desteklenmesinin halk nezdinde adeta vefa niteliğinde canlılığını gösteriyor. TİKA’nın yaptırdığı Atatürk Kütüphanesi ve büstü, Türkiye’nin bölgedeki kültürel varlığının süregelen görünür yüzü. Gelelim günümüz Politik-diplomatik perspektife. Moldova Anayasa Mahkemesi’nin 9 Temmuz 2026’da aldığı karar, Gagavuzya’nın 1994’ten beri süregelen özel statüsündeki birçok maddeyi anayasaya aykırı bularak özerkliği sekteye uğrattı. Bu gelişme Gagavuz bölgesinin,  AB üyeliği referandumunda ağırlıklı “hayır” oyu vermiş olmasıyla birleşince, Kişinev-Komrat hattındaki siyasi krizi derinleştiriyor. Stratejik açıdan bakıldığında, Kişinev’in özerkliği sıkıştırma girişimleri Gagavuzları yumuşatmak yerine Moskova’ya daha da yaklaştırma riski taşıyor; bu durum  Gagavuzya’yı Moldova’nın iç istikrarı ve AB süreci açısından en hassas kırılma noktalarından birine dönüştürüyor diyebiliriz.







TİRASPOL-2026

ZAMANIN DURDUĞU ŞEHİR: TİRASPOL-TRANSDİNYESTER DENKLEMİ

Bender’den yalnızca yirmi kilometre uzaklıktaki Tiraspol, Ukrayna sınırına yakınlığıyla ayrı bir güvenlik hassasiyeti taşıyan, uluslararası alanda tanınmayan Transdinyester bölgesinin merkezi. Şehre girişte ayrı sınır kontrolünden geçilmesi, pasaportların ayrıca incelenmesi ve ziyaretçilere çıkışta iade edilmek üzere geçici belge verilmesi, bölgenin fiilen bağımsız yönetim yapısının somut yansıması. Dev Lenin ve Stalin heykelleri, Osmanlı ordusunu 18. yüzyılda mağlup eden Rus komutan Suvorov’un heybetli heykeli, “25 Ekim Caddesi” gibi devrim referansları, çekiç-orak sembolleri ve kendi para birimi Transdinyester Rublesi -Moldova leyinin veya kartlı ödemenin geçmediği- Tiraspol’ü Sovyet döneminin zamanda donmuş bir sahnesi hâline getiriyor. Jeopolitik açıdan bakıldığında Transdinyester, Rusya’nın Moldova üzerindeki geleneksel kaldıraçlarından biri olmakla birlikte, Ukrayna’daki savaş nedeniyle bölgedeki yaklaşık bin beş yüz kişilik “barış gücü” askeri varlığının fiilen izole kalması bu kaldıracı giderek aşındırıyor; buna karşılık bölge ticaretinin büyük bölümünün zaten AB ülkeleriyle yürütülüyor olması ve yerel ticari oligarkların Avrupa’yla entegrasyona duyduğu ilgi, Transdinyester’i -Gagavuzya’nın aksine- Moldova’nın Avrupa yönelimine daha ılımlı bakan bir aktöre dönüştürüyor. Bu durum, Moldova’nın AB sürecinin ülke içinde iki ayrı özerk bölgede birbirine zıt siyasi sonuçlar doğurabileceğini; Transdinyester’i Batı’ya yaklaştırırken Gagavuzya’yı uzaklaştırabileceğini gösteriyor.




Avrupa Birliği Yolunda Moldova

BRÜKSEL YOLUNDA MOLDOVA: KOMŞULARLA İLIŞKİLER VE BÖLGESEL DENGE

Moldova, 2022’de Ukrayna ile eş zamanlı biçimde AB adaylığı kazandı ve 2023’te tam üyelik müzakerelerinin başlatılması kararlaştırıldı. Macaristan’ın Ukrayna müzakerelerine yönelik vetosu, AB kurallarının iki ülkenin başvurularını ayırmayı reddetmesi nedeniyle Moldova’nın sürecini de otomatik olarak durdurmuş, ancak Mart 2026’da bu vetoyu fiilen aşmak amacıyla tüm müzakere fasılları gayriresmi olarak açılmıştı. Rusya bu süreçte siber saldırılar, hava sahası ihlalleri gibi hibrit yöntemlerle Moldova’yı yıpratma, üyeliği toplum nezdinde daha maliyetli gösterme stratejisi izliyor. Buna karşılık Ukrayna, kendi AB yolculuğunun büyük ölçüde Moldova’nın sürecine bağlı olması nedeniyle Kişinev’i güçlü biçimde destekliyor; Romanya ise sınır komşusu ve tarihî akraba ülke sıfatıyla Moldova’nın Avrupa entegrasyonuna tam destek veriyor, hatta iki ülke arasındaki yoğun vatandaşlık ve nüfus alışverişi zaman zaman uzun vadeli bir birleşme (unifikasyon) senaryosunu gündeme taşıyor. Moldova böylece Rusya, Ukrayna ve Romanya arasında kurduğu hassas dengeyle, AB genişlemesinin en kritik cephe hatlarından biri; bu denge, ülkenin sınır kapılarındaki sıkı güvenlik uygulamalarına doğrudan yansıyor.




TÜRKIYE-MOLDOVA İLİŞKİLERİNDE SÜREGELEN VE DERİNLEŞEN BAĞLAR

Kişinev’in başkent diplomasisinden Bender’in Osmanlı mirasına, Komrat’ın soydaş bağından Tiraspol’ün donmuş Sovyet manzarasına uzanan bu dört katmanlı tablo, Moldova’yı Türkiye için sıradan bir Doğu Avrupa ülkesinin ötesinde bir konuma taşıyor. Türk iş dünyasından temsilcilerin Komrat’taki Türkiye Başkonsolosluğu’nu ziyaret ederek ekonomik iş birliği fırsatlarını masaya yatırması gibi güncel örnekler, tarihî mirasın günümüzde somut ticari ve diplomatik temaslara dönüştüğünü gösteriyor. Türkiye’nin bu coğrafyadaki rolü çok boyutlu: Kişinev’de klasik bir ikili diplomasi, Bender’de korunması ve tanıtılması gereken bir mimari miras, Komrat’ta Demirel’den bugüne uzanan bir garantörlük rolü ve Tiraspol’de temkinli, tarafsız gözlemcilik söz konusu. Moldova’nın AB yolculuğu derinleştikçe, Gagavuzya’daki özerklik krizi büyüdükçe ve Transdinyester’in konumu değiştikçe, Türkiye’nin bölgedeki çok katmanlı diplomatik sermayesinin  tarihî sorumluluk ve stratejik fırsat olarak önemi artacak gibi görünüyor. Bender surlarında Mimar Sinan’ın mühendislik mirasını, Komrat sokaklarında Demirel’in diplomatik hatırasını taşıyan bu  ülke, Türk dış politikası için  geçmişin ve geleceğin buluştuğu ender coğrafyalardan biri.

KAYNAKÇA

TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bender Kalesi”, islamansiklopedisi.org.tr.

Beyaz Tarih, “Bender Kalesi”, beyaztarih.com.

Sabah Sözlük, “Bender Kalesi Tarihi”, sabah.com.tr.

TURKSAM, “Moldova Siyasi Tarihi ve Türkiye İlişkileri”, turksam.org.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Açık Erişim, “Gagavuzların Tarihsel Gelişimi, Kültürel Dinamikleri ve Modern Toplum Yapısının Çok Boyutlu Analizi”, acikerisim.comu.edu.tr.

Haber7 (Meryem Aybike Sinan), “Gagavuzya Özerkliğini Kaybetti mi?”, haber7.com, 2026.

Harici, “Gagavuzya Özerkliğini Nasıl Koruyor?”, harici.com.tr.

Vikipedi, “Besarabya Guberniyası”, tr.wikipedia.org.

T.C. Dışişleri Bakanlığı / Avrupa Birliği Başkanlığı, “Moldova”, ab.gov.tr.

Wikipedia, “Accession of Moldova to the European Union”, en.wikipedia.org.

Avrupa Dış İlişkiler Servisi (EEAS), “2025 Genişleme Paketi”, eeas.europa.eu, Kasım 2025.

CNN Türk, “Putin’den Transdinyester Kararı! Rus Vatandaşlığı Kolaylaştırıldı”, cnnturk.com, 2026.

Türkiye Araştırmaları Vakfı, “FOKUS | Moldova’daki Rusya: Transdinyester”, turkiyearastirmalari.org, 2025.

KAFKASSAM (Farhad Mamedov), “Moldova’nın Ayrılıkçı Bölgesi Transdinyester”, kafkassam.com, 2026.