Kaleme aldığı başta hikayeler ,öyküler ve romanlar olmak üzere Türk edebiyatında bir dönemin önde gelen isimlerinden olan , bununla birlikte milli mücadele döneminde Mustafa Kemal Paşa’nın Kadim dostları arasında yerini alan ve mücadele dönemi sonrası yine Gazi Paşa’nın en yakın isimlerinden bir tanesi.
Yeri geliyor yazdığı eserlerden sebebi ile görev için gittiği ülkenin en üst düzey görevlisinin hayranlık beslediği bir yazar oluyor, büyük iltifatlar alıyor, yeri geliyor aynı yazılan eserler kendi ülkesinde onu eşsiz bir konuma getiriyor.
Bu yazımızın konusu eserleri ile iyi bir romancı aldığı görevler ile de bir Diplomat. Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU yazımız ile sizlerleyiz.

“DİPLOMATLIK MESLEĞİNE NASIL GİRDİM?”
Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde Yakup kadri ve arkadaşları tarafından çıkarılan dergiden yazılardan rahatsız olan kesimler olacak ve bunun sonucunda dergi kapatılacaktı. Kadro dergisine atfedilen bu sebeplerden mi bilinmez fakat Aynı yıl Yakup Kadri Tiran büyükelçiliği’ne atanmak suretiyle dışişlerinde göreve başlayacaktır .
Kendisine bu görev tebliğ edildiği toplantıda malum olaylar sebebiyle Mustafa Kemal Paşa ile aralarında kırgınlık olduğunu düşünerek toplantı masasının uç kısmına doğru oturacak fakat Mustafa Kemal son derece dostane bir tavır ile “O kadar uzaklara gitme Yakup Kadri; gel şuraya otur” diyerek yanı başına çağıracaktı.Gazi Paşa’nın kendisine olan bu yakın tavrının kendisini memnun ettiğini ve bu pozitif iletişimin tüm kaygılarını giderdiğini hisseden Yakup Kadri, kendisine verilen görevi daha önceki mesleki yaşamlarla ilişkisini kuramayacak ve bu boşluğu da Mustafa Kemal’e iletecektir.
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, dönemin Dışişleri bakanı Tevfik Rüştü ARAS’I göstererek;
“Bak şu zata. Bizim en «muvaffak» Hariciye Nazırımız. Kendileri kadın Doktoru olarak yetişmişlerdir…” diyerek ihtisaslaşmış alandan bağımsız okarak devletin ihtiyacı olan her yerde her şekilde göreve hazır olunmasının gerekliliğine vurgu yapmıştır.
Böylece Yakup Kadri elçilik görevine başlamak sureti ile dışişleri bakanlığına girecektir.
“ZORAKİ DİPLOMAT”

Zoraki Diplomat Yakup Kadri ‘nin 1934’ün sonlarından 1954’e kadar olan süreçte Tiran, Prag , Lahey , Bern, Tahran ve tekrar Bern elçilik görevleriyle ile kendi tabiri ile “zoraki” olarak diplomatlık mesleğine girmiş olduğun anlatıyor ve bu esere başlarken biraz önce de değindindiğimiz “DİPLOMATLIK MESLEĞİNE NASIL GİRDİM?” diyerek başlıyor. Ülkelere girişte , devam eden süreçte güven mektubunu o ülkenin yöneticisine sunarken, elçilik döneminde yaşadıkları, gözlemleri, diğer ülke elçileri ile olan ilişkileri ve bölgenin sosyal hayatını detaylı şekilde betimliyor. Alanımız ile ilgili olan eserde önemli ayrıntılardan birkaçını sizlerle paylaşmak istiyoruz;
KRAL’IN SEVEREK OKUDUĞU BİR ROMANCI ŞİMDİ İSE BÜYÜKELÇİ…

İlk görev yeri olan Tiran’da, Arnavutluk kralı Ahmed Zog’un kendisinin okurlarından birisi olduğunu öğrenmiş ve Kral Hazretlerinin çevresindeki görevlilerin belirttiğine göre“Hele Nur Baba’nıza bayılır” diyerek güzel geri dönüt almıştır.
İki yıl süren Arnavutluk görevi ise Kral Zog’un kızkardeşini sultan II. Abdülhamit ‘oğlu ile evlenme sürecine girdiğinde kendi tabiri ile “Kral Zog’un bu hareketi, Osmanlı Hanedanının Balkanlarda tekrar hüküm sürmesi neticesini doğurabilirdi” olarak niteleyen Yakup Kadri, dönemin dışişleri bakanın derhal Tiran’dan çıkması talimatı ile buradaki görevini Arnavutluk makamlarına ve Türkiye Cumhuriyeti geleneklerine uygun bir nezaket içerisinde noktalayarak bölgeden ayrılmıştır.
TELEFONUN DİĞER UCUNDAKİ İNGİLİZ BÜYÜKELÇİSİ

Zoraki Diplomat eserinden Sizinle paylaşacağımız bir önemli nokta ise II. Dünya savaşı sırasında görev yaptığı Lahey’de Savaş sebebiyle bombardıman uçaklarının şehirde gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda bölgeyi tahliye etmek amacı ile dönemin İngiliz Lahey Büyükelçisi ile yaptığı plan olacaktır. Saldırından önce plana göre İngiliz Büyükelçisi bölgeyi tahliye etme durumu söz konusu olduğunda tahliye operasyonu gerçekleştirilmeden belli bir süre önce Yakup Kadriye bilgi verecek ve böylece güvenli bir şekilde beraberce bölgeden ayrılınacaktı.
Rotterdam saldırısını hemen ertesi gerçekleştirilen saldırılar sonrasında burada bulunan birçok ülkenin Büyükelçisi ve temsilcisi bölgeyi terk ederken diken üzerinde ama bir o kadar da cesur halde Türk Büyükelçiliğine bir telefon gelir. Telefonun diğer ucundaki İngiliz Büyükelçisidir.“Ben, bir çeyrek saate kadar hareket ediyorum. Arzunuz üzere yer tutulmuştur. Hemen geliniz” der.
Yakup Kadri” Nereye?‘‘diye soracaktır.Telefonunu diğer ucundaki“Onu söyleyemem.”
Sanki söylese neye yarayacaktır. Bir çeyrek saat içinde bavullarımızı bile hazırlayamazdık. Bunun üzerine daha erkenden haber verilmesi gerektiğini ilk konuşmasında belirttiğini iletip yetişemeyeceğini bildiren Karaosmanoğlu diğer hatta panik halinde söylenmiş şu ifadeyi duyacaktır.
” O halde, good-by.”
Yakup Kadri ise” Uğurlar olsun”diyerek karşılık verecektir.
TAHRAN ELÇİLİK BİNASI’NDA NELER YAŞANDI?

Bu sıkıntılı süreci de atlatan Yakup Kadri elçilik görevine Hatta zoraki başladığı bu diplomatik vazifesini yeni bir soluk da getirecektir. Elçilik yıllarının son dönemlerinde Tahran’a da yolu düşen Yakup Kadri’nin burada karşılaştığı manzara ise bir hayli ilginçtir. Türk elçilik binasının bakımsız yapısı Yakup Kadri’yi üzecek fakat Türk devletinin itibarı ve bu anlamda kararlı duruşunu yansıtma adına elçilik binasını hep bir elden toparlayarak yine ilk kurulduğu eski şaşaalı dönemine yeniden getirme hususunda ciddi çaba ve gayret gösterecektir.
VE ELÇİLİK GÖREVİNİN SONU

Tiran, Prag, Lahey, Bern ve Tahran gibi oldum önemli -kilit yerlerde görev yalan Yakup Kadri elçilik görevlerini tamamlayarak 1955’te emekli olup Türkiye’ye döndü. 27 Mayıs 1960 İhtilâli’nden sonra kurucu meclis üyesi ve Cumhuriyet Halk Partisi Manisa milletvekili (1961) oldu. 1965’te siyasî hayata tamamen veda etti. Son resmî vazifesi ise Halide Edip ADIVAR ile kurduğu Anadolu Ajansı’nın Yönetim Kurulu başkanlığıdır. 13 Aralık 1974’te Ankara’da vefat edenn Yakup Kadri, İstanbul-Beşiktaş’ta Yahyâ Efendi Mezarlığı’na defnedildi.
Kaleme aldığı bazı Romanlar :
- Nur Baba(1922)
- Kiralık Konak(1922)
- Hüküm Gecesi(1927)
MERAKLISINA NOTLAR
AİLESİ VE EĞİTİMİ
27 Mart 1889’da Kahire’de doğan Yakup Kadri 1833’te Kavalalı İbrahim paşa konağında Karaosmanzadeler’den Abdülkadir Bey’in oğludur. 1895 yılı ile birlikte Ailesinin Manisa’ya dönmesi Yakup Kadri burada öğrenime başladı. Daha sonra tamamlayamayacağı İzmir İdâdîsi macerası ile devam eden süreçte babasının vefatı üzerine annesiyle birlikte Mısır’a döndü. İskenderiye’de Fransız Mektebi’nde ve İsviçre Lisesi’nde okuyarak orta öğrenimini tamamladı. II. Meşrutiyet’ten biraz önce ailesiyle Türkiye’ye gelip İstanbul’a yerleşti. 1908’de Mekteb-i Hukuk’a kaydolarak üçüncü sınıfa kadar okudu.
FECR-İ ATİ TOPLULUĞU İLE BİRLİKTE DOĞU-BATI İLGİSİ
1909’da arkadaşı aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katılan Yakup Kadri, aynı yıl yazdığı ilk oyunu “Nirvana”, Resimli Kitap Dergisi’nde yayımlandı ve edebiyat yaşamını Servet-i Fünûn dergisinde küçük öyküler yayımlayarak sürdürdü. Paris’ten dönen Yahya Kemal ile birlikte edebiyatta, pekte ilgi görmeyecek “Nev-Yunanilik” adını verdikleri yeni bir çığır açmak için uğraşan Karaosmanoğlu, Yunan ve Latin kaynakları dışında doğu mitolojisine de ilgi duyarak Çamlıca’daki Kısıklı Bektaşi tekkesine devam etti ve gözlemlerinden yayımlanarak “Nur Baba” romanını yazdı.
Bergson ve Freud’un görüşlerinden yararlanarak ruh tahlillerine geniş yer veren öyküler de kaleme alan Yakup Kadri’nin ilk öykü kitabı “Bir Serencam”ı 1913’te yayımlandı. Bu yıllarda Peyam Gazetesi’nde kadın hakları, hayat, medeniyet ile ilgili birçok konuda makaleler yayımladı.
MİLLETVEKİLİ-AA YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE TDK KURUCUSU

Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı’nda yaşananlar Yakup Kadri’nin edebiyat anlayışını değişmesine neden olarak ”Toplum için sanat” anlayışına yöneldi. 9 Eylül zaferinden sonra TBMM’ye Mardin milletvekili olarak girdi ve 1923’te Leman Hanım ile evlendi.
Mardin milletvekili Yakup Kadri, 1925’te Anadolu Ajansı şirkete dönüştürüldüğünde ilk yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldı ve “Harici Seksiyon Şefliği”ni üstlendi. Yine 1931-1934 yıllarında Manisa milletvekili olarak mecliste yer alan Karaosmanoğlu, Cumhuriyet ve Hâkimiyet-i Milliye gazetelerinde yazılarını sürdürdü. 1932’de kurulan Türk Dil Kurumunun kurucularından biri olarak Türkçe için çalıştı. Akşam Gazetesi’nde tefrika edilen Nur Baba, aynı yıl, Muhsin Ertuğrul tarafından filme de çekilecekti.
KADRO DERGİSİ VE KAPANIŞI
1932’de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında bulunan Yakup Kadri, Kadro, Kemalist devrimleri yanlış yorumladığı ve temel ilkelerin saptırılmak istendiği iddialarından dolayı dergi bakanlar kurulu kararı ile kapatılma tehlikesi ile karşı karşıyaydı.
Konu ile ilgili olarak Mustafa Kemal ile oldukça yakın bir iletişimde olan Yakup Kadri konuyu daha net anlayabilmek ve anlatabilmek adına Mustafa Kemal ile görüşecek, Mustafa Kemal ona
“herhangi bir iltibaslı yazı gözüme ilişti mi, senden ve arkadaşlarından reca edeceğim; bana gelip o yazıyla ne demek istenildiğini anlatacaksınız. Mutabık mıyız?”diyerek ve son derece vefakar ve dostane bir üslup ile dergiyi çıkarmasının devamlılığını isteyecekti.



KAYNAKÇA:
https://www.istanbulunsirlari.net/2025/05/30/yakup-kadri-karaosmanoglunun-bilinmeyen-yonu/
-https://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20EDEBIYATI/veysel_sahin_roman_teknigi_yaban.pdf
-https://web.archive.org/web/20110626155041/http://yayinlar.yesevi.edu.tr/files/article/200.pdf
-https://islamansiklopedisi.org.tr/karaosmanoglu-yakup-kadri













Ellerinize sağlık fakat yazılan yazıyı neden bir kez daha gözden geçirmiyorsunuz? Birkaç yazım yanlışına denk geldim ve çok göze batıyor.
Nazlı Hanım merhaba , ilginiz ve eleştiriniz için teşekkürlerimi bildiriyorum…Konu ile ilgili olarak gerekli düzeltmeleri yapacak ve daha dikkatli olacağız.
kalbi şükranlarımla
Fevzi Akargül